Serbest Mimar’ın Yeni Yolculuğu

PAYLAŞ

Serbest Mimar'ın dijital ortamda yeniden yayına başlaması, geçmişle gelecek arasında yeni bir bağ kurmak; mesleğin hafızasını bugünün soruları ve yarının olasılıklarıyla yeniden buluşturmak anlamına geliyor. Çünkü yayınlamak yalnızca görünür olmak değil; hafızayı canlı tutmak, ortak aklı büyütmek ve mimarlığın geleceğine birlikte söz söylemek demek. Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu'nun kuruluşundan mesleki dayanışmaya, yayıncılığın gücünden dijitalleşmenin açtığı yeni olanaklara uzanan görüşler ortak bir düşüncede buluşuyor: Mimarlık kültürü konuşarak, tartışarak, paylaşarak ve birlikte üreterek güçleniyor.

Dosyada geçmişten bugüne uzanan deneyimler, kişisel tanıklıklar ve geleceğe ilişkin beklentiler yan yana geliyor. Her görüş, mesleki belleğin yeni kuşaklara aktarılmasına, ortak aklın çoğalmasına ve mimarlık ortamındaki iletişimin güçlenmesine katkı sunuyor. Serbest Mimar’ın yeni dönemini açarken sözü, mimarlık ortamının farklı kuşaklarına bırakıyoruz. Geçmişin birikiminden geleceğin sorularına uzanan bu çok sesli buluşmayla, yeni yolculuğumuza hep birlikte başlıyoruz.

Uğur Onur, Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu Başkanı

"Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu olarak, mesleki belleğimizin değerli bir parçası olan Serbest Mimar dergisini, genel kurulda sizlere olan sözümüzü yerine getirerek yepyeni bir solukla ve dijital ortamda sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz."

Serbest Mimar’ın Yeni Yolculuğu

Değerli Meslektaşlarım,

Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu olarak, mesleki belleğimizin değerli bir parçası olan Serbest Mimar dergisini, genel kurulda sizlere olan sözümüzü yerine getirerek yepyeni bir solukla ve dijital ortamda sizlerle buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz.

Teknolojinin ve zamanın ruhuna ayak uydurarak adım attığımız bu yeni yayın hayatında, dijitalleşmenin getirdiği sınırsızlıkla birbirimize artık çok daha yakınız.

Bu ilk sayımızın, mimarlığın evrensel değerlerini tartıştığımız, ürettiğimiz ve projelerimizi paylaştığımız dinamik bir buluşma noktası olmasını hedefliyoruz.

Yenilenen yüzümüz ve logomuz ile tüm meslektaşlarımızı kucaklıyor, bu heyecanı birlikte büyütmeye davet ediyoruz.

Ne mutlu ki ilk sayımız, mimarlığın toplumsal yaşamdaki rolünü ve değerini bir kez daha hatırladığımız Mimarlar Haftası ile taçlanıyor.

Tasarımlarıyla dünyaya yön veren, kentlerimizi ve geleceğimizi inşa eden tüm meslektaşlarımın Mimarlar Haftası’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

Serbest Mimar’ın bu yeni yolculuğunun mesleğimize, camiamıza ve tüm tasarım dünyasına ilham vermesini diliyor; emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum.

Keyifli okumalar,

Abbas Hacıömeroğlu, Y. Mimar

İSMD

"Bugüne baktığımızda, SMD’leri bir federasyon çatısı altında toplayarak ortak kurumsal güçlerini büyük ölçüde arttıran bir yapı oluşmuştur. Bu yapı bir kültür ögesi olan mimarlık mesleğinin geliştirilmesi ve hak ettiği evrensel ölçekte bir mimarlık pratiğine kavuşması yönündeki gelişimlerin ve eylemlerin arkasındaki en büyük dayanaktır."

Bir Uzun Yol


İnanması güç, göz açıp kapayana dek üç yıl geçmiş…
Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu 3. Dönem Genel Kurulunu geride bırakmış, 18 Nisan 2026 tarihinde yeni yönetim görevi devralmış ve mimarlık mesleğinin güçlendirilmesi, toplumdaki saygınlığının arttırılması ve evrensel standartlara kavuşturulması  hedeflerine doğru yola koyulmuş bile… Çok uzun bir yol var önlerinde. Başarılarla dolu bir yolculuk olacağına inanıyoruz.

Oysa buralara geliş öylesine kolay olmadı. Bu yolun öncesinde, yıllar yıllar gerilerden gelen 1954 yılında kurulan TMMMOB Mimarlar Odası var, sonrasında 1987’de kurulan TürkSMD, 2002’de kurulan İstanbulSMD ve 2003’de kurulan İzmirSMD var. Ayrıca yıllardır tüm üye derneklerin çoğalarak, birleşerek seslerini daha güçlü duyurabilecekleri etkin bir yapıya kavuşma düşleri var.

Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu kuruluş öyküsü ise 1 Mayıs 2022 tarihinde TürkSMD, İstanbulSMD ve İzmirSMD’nin katılımıyla gerçekleşen ‘’SMD’ler Federasyonu Kuruluşu Hazırlık Toplantısı’’na bir çağrı ile başladı. Uzun bir süredir SMD’lerin gündeminde yer alan bir Federasyon çatısı altında birleşmek hedefinin tartışıldığı bu öncü toplantıda ortaya çıkan başlıklar:

  1. Federasyon kurulabilmesi için yasal olan en az beş dernek katılımı koşulunun, mevcut dernekler dışında hangi illerde kurulacak yeni derneklerle sağlanabileceğinin araştırılması
  2. Federasyon Tüzüğü'nün hazırlık çalışmalarına başlanması
  3. Kuruluş etkinliğini gerçekleştirecek Yürütme Kurulu'nun oluşturulması olarak belirlendi. 

Öngörülen tüzük taslağının hazırlanması için Şükrü Kocagöz (İzmirSMD), Aytek İtez (TürkSMD) ve Abbas Hacıömeroğlu (İstanbulSMD) Federasyon Tüzük Taslağı Çalışma Komisyonu üyeleri olarak görevlendirildiler ve hemen çalışmaya başladılar. Öncelikle bu konuda dernekte yapılmış çalışmalar incelendi. Çalışmada yer alan farklı kişilerle görüşüldü. Değişik Federasyon Tüzükleri gözden geçirildi. Yasal mevzuat incelendi, hukuksal konularda  danışmanlarla görüşmeler yapıldı. Yapılan çalışmalar sonucu oluşturulan tüzük taslakları en üç kez tüm derneklerden seçilmiş üyelerin oluşturduğu Yürütme Kurulu'nda ayrıntılı olarak tartışıldı. Tüzüğe eklemeler düzeltmeler yapıldı ve Tüzük Taslağı'na son hali verildi. Komisyon Tüzük Taslağı'nı 2020 Aralık ayında Federasyon Yürütme Kurulu’na teslim etti. Tüzük, üç yılı aşkın bir süre ile kesintisiz olarak değişik mekanlarda, ortamlarda ve çok yönlü çalışmalar sonucunda kesinleşmiş oldu. 

Yasal olarak Federasyon Kuruluş başvurusu yapılabilmesi için gerekli en az beş Dernek koşulunun sağlanabilmesi için yeni dernekler; Bursa, Antalya ve Muğla’da kuruldu. SMDF’nin Tüzüğü ve eki Kurucu Dernekler İyi Niyet Protokolü incelendiğinde göze çarpan en önemli özelliklerinden birisi, benimsenen dernekler arası eşitliğe gösterilen özen ve demokratik yapıdır. Tüm bu çalışmalar tamamlandıktan sonra 04 Nisan 2024 tarihinde Türk Serbest Mimarlar Derneği Federasyonun Kuruluşu yasal olarak gerçekleşti.
Her ne kadar kuruluş süreci uzun bir süreye yayılmış gibi gözükse de gerçekleştirilen işler son derece önemli ve zaman alan işlerdir. O dönemde yaşadığımız pandeminin de  kuruluş sürecinin daha da uzamasına neden olduğu unutulmamalıdır.
Yeni derneklerin kurulacağı illeri belirlemek bile son derece dikkatli ve özenli olunması gereken bir konuydu. Her aday ilde, meslek etiğine bağlı Serbest Mimarlar Dernekleri tüzüklerinde yer alan ortak mesleki özellikleri taşıyan yeterli sayıda serbest mimarlık ofisi bulunması gerekiyordu. Bu konu, bu illerde doğrudan yapılan temaslar, ziyaretler ve toplantılarla aşılabildi.

Bugüne baktığımızda, SMD’leri bir federasyon çatısı altında toplayarak ortak kurumsal güçlerini büyük ölçüde arttıran bir yapı oluşmuştur. Bu yapı bir kültür ögesi olan mimarlık mesleğinin geliştirilmesi ve hak ettiği evrensel ölçekte bir mimarlık pratiğine kavuşması yönündeki gelişimlerin ve eylemlerin arkasındaki en büyük dayanaktır. Federasyonun en önemli ve öncelikli hedeflerinden birisi de eksikliği çok büyük ölçüde hissedilen birçok değişik girişime karşın bir türlü gerçekleştirilemeyen mimarlığa her yönüyle evrensel anlamda çok boyutlu düzenlemeler getirecek bir Mimarlık Meslek Yasası'nın kazandırılması yönünde adım atılmasıdır.

Aytek İtez, Mimar

TürkSMD

"Federasyon, yalnızca bir üst kuruluş olmayacak. Ortak aklımız olacaktır. "

SMDF Kuruluş Süreci

Serbest Mimarlar Dernekleri (SMD) kuruluş süreci, mimarlık mesleğinin çağdaş ve evrensel standartlarda uygulanabilmesi amacıyla 1987 yılında başlamıştır. Mimarlık mesleğinin içinde bulunduğu heterojen yapı ve sınırlı gelişim zorlukları, mesleki sorunların tartışılıp çözülmesi ihtiyacını doğurmuş ve bu doğrultuda çağdaş mimarların bir araya gelerek SMD’yi kurmaları sağlanmıştır.

2002 yılında yapılan Olağanüstü Genel Kurul'da, SMD’lerin İstanbul ve İzmir temsilciliklerinin kurulması ve nihai hedef olarak “SMD’ler Federasyonu”nun oluşturulması kararı alınmıştır. Bu federasyon, mimarlık pratiğinin evrensel standartlara yükseltilmesi ve mimarlık kültürünün geliştirilmesi amacıyla oluşturulacak güç birliği ve eylem birliği için gerekli görülmüştür.

Federasyonun kurulması için en az beş SMD'nin bulunması gerekliliği doğrultusunda, mevcut üç derneğe ek olarak Bursa, Adana ve Muğla gibi illerde yeni SMD'lerin kurulması süreci başlatılmıştır. Bu illerdeki dernek kurma çalışmaları, mevcut derneklerin danışmanlığında yürütülmekte ve mesleğin doğru uygulanması, evrensel etik kuralların yaygınlaştırılması gibi eğitimler planlanmaktadır.

SMD Federasyonu'nun kurulmasıyla amaçlanan, mimarlık mesleğinin bilim, sanat ve teknik gerekliliklerine uygun şekilde yapılabilmesi; toplum yararına hizmet etmesi; doğal ve tarihsel değerlerin korunmasıdır. Bu bağlamda yeni bir meslek düzeni oluşacak ve mimarın kültürel ürünlerini en doğru yasal ortamda üretmesi sağlanacaktır.

Son toplantılarda, sürecin hız kazanması, teknoloji ve dijitalleşmenin mimari üretime entegrasyonu gibi konular ele alınmıştır. Gelecekte nitelikli mimarlığın kamuoyu ve kurumlarla birlikte güçlendirilmesi için tüm meslektaşların sorumluluk alması gerekliliği hedeflenmiştir.

SMD kuruluş ve federasyon süreci, mimarlık mesleğini daha güçlü, çağdaş ve evrensel değerlerle donatmak amacıyla heyecanlı ve dinamik bir yapı içinde ilerlemektedir. Bu süreç, meslektaş dayanışmasını artırırken, mimarlığın toplumsal ve kültürel anlamını da güçlendirmektedir.

Federasyon, derneklerimizin seslerini birbirine bağlayacak, iletişimi hızlandıracak, ortak etik değerlerin gelişmesini sağlayacak, mimarlığın kamuoyunda daha güçlü biçimde tanıtılmasını sağlayacak ve gerektiğinde güç birliği, eylem birliği oluşturacaktır. Kısacası federasyon, yalnızca bir üst kuruluş olmayacak. Ortak aklımız olacaktır. 

Ve nihayetinde; mimarlığın geleceğinde söz sahibi olmaktır.

Birlikte daha güçlü bir meslek.
Birlikte daha güçlü bir temsil.
Birlikte daha güçlü bir gelecek.

Enis Öncüoğlu, Mimar

Öncüoğlu architects

"SMDF’nin geniş katılımlı buluşmalarla ortak hedeflerini sürekli yenilemesi, genç meslektaşlarımızın bu yapıya katılması ve hepimizin bilgi ve deneyimimiz ölçüsünde sorumluluk üstlenmesi gerekiyor."

Dayanışmanın Mimarisi

1989 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesi’nden mezun oldum. Ancak mimarlıkla ilişkim, diplomamı aldığım gün başlamadı. Babam sayesinde, daha mimar olmadan bu dünyanın içindeydim. Mezuniyetimden babamı kaybettiğim 1996 yılına kadar da onunla birlikte çalışma şansım oldu. Mesleğin iyi ve kötü yanlarını, mimarlığın yalnızca tasarlamak değil, aynı zamanda ayakta kalmak, ilişki kurmak, sorumluluk almak ve mücadele etmek olduğunu büyük ölçüde onun yanında öğrendim.

Babamın kuşağında Türk Serbest Mimarlar Derneği’nin farklı bir yeri vardı. Babam ve arkadaşları için dernek, mesleki kimliğin yanı sıra bir araya geldikleri, dostluklarını sürdürdükleri sosyal bir çatıydı. Belki de o yılların koşullarında mesleki dayanışmaya bizim kuşağımız kadar ihtiyaç duymuyorlardı.

Babamın vefatından sonra ise benim için derneğin anlamı değişti. Onun yokluğunda, meslekte bana yol gösterecek bir hamilik ve dayanışma aradığımı bugün daha iyi anlıyorum. Babamın da üyesi olduğu TSMD’e, onun üyeliğinin bana bir tür miras gibi devredilmesini talep ederek girdim. O dönemde derneğe kabul edilen en genç üyelerden biriydim. Orada benden daha deneyimli pek çok değerli meslektaşımla tanıştım; onları dinleme, birlikte çalışma ve mesleğe onların gözünden de bakma fırsatı buldum.

Zaman içinde Türkiye’nin yaşadığı ekonomik krizler ve mesleğimizde giderek hissettiğimiz erozyon, bana bu dayanışmanın yalnızca kişisel değil, kurumsal bir ihtiyaç olduğunu gösterdi. Ankara, İstanbul ve İzmir’de ayrı ayrı örgütlenmiş derneklerin değerli çabaları vardı; ancak mesleğin sorunları karşısında daha güçlü, ortak ve bütüncül bir sese ihtiyaç duyduğumuz açıktı.

Bu düşünceyle 2009’da ulaşabildiğim meslektaşlarıma açık bir çağrı yaparak İzmir’de ilk çalıştayı gerçekleştirdik. Ardından 2010’da Çanakkale, 2011’de Antalya, 2012’de Bodrum, 2014’te Çeşme ve 2017’de İstanbul’da devam eden çalıştaylarla aynı sorunun etrafında buluştuk: Ayrı ayrı ses çıkarmak yerine neden birlikte daha güçlü bir yapı oluşturmayalım? 

Federasyon düşüncesi ve ortak hareket etme ihtiyacı, bu buluşmalar sayesinde giderek daha belirgin biçimde benimsendi. Bu süreçte başta Pelin Özgen Piker olmak üzere, bize destek veren Kale Grubu’nun ve diğer kurumların katkısını unutmamak gerekir. Yıllara yayılan bu buluşmalar yalnızca Federasyon düşüncesini olgunlaştırmadı; birlikte hareket etme kültürümüzün gelişmesine de katkı sağladı.

Benim için bu yolculuğun önemli eşiklerinden biri de TSMD Mimarlık Merkezi oldu. Yeşim Hatırlı’nın başkanlığı döneminde Yönetim Kurulu’nda görev yaparken, bir meslek örgütünün kendisine ait yaşayan bir mekanının bulunmasının önemine inanıyorduk. Sponsorluklarla Kentpark’ta hayata geçirdiğimiz TSMD Mimarlık Merkezi, 14 Haziran 2012’de açıldı.

Merkezin açılışının, TSMD’nin Avrupa Birliği Bakanlığı Sivil Toplum Diyaloğu programı kapsamında yürüttüğü Re-ACT projesinin etkinlikleri ve Ankara Kent Maketi ile birlikte gerçekleştirilmesi ayrıca anlamlıydı. Çünkü Federasyona doğru evrilme arayışımızın arka planında, meslek pratiğimizin evrensel standartlara yaklaşması ve Avrupa Birliği süreciyle gündeme gelen yeni koşullara uyum sağlama düşüncesi de bulunuyordu. Mimarlık Merkezi ile birlikte derneğin yalnızca bir buluşma noktası değil; sergiler, toplantılar, B2B etkinlikleri, kamu ve diğer meslek örgütleriyle ilişkiler kurabilen bir yapı olma tecrübesi de gelişiyordu. Bana göre bu, Federasyona giden yolun önemli adımlarından biriydi.

Yıllar süren bu arayışın sonunda Türk SMD, İstanbul SMD, İzmir SMD, Bursa SMD, Akdeniz SMD ve Muğla SMD ortak bir çatı altında buluştu. Kasım 2023’te alınan kararın ardından Serbest Mimarlar Dernekleri Federasyonu 4 Nisan 2024 tarihinde resmen kuruldu.

Bugün geriye baktığımda bütün bu sürecin kendi mesleki yolculuğumla ne kadar iç içe olduğunu görüyorum. Yurt içinde ve yurt dışında, çok uluslu ve çok ortaklı projelerde çalışmak bana bir şeyi tekrar tekrar öğretti: Büyük ve karmaşık sorunlar ancak işbirliğiyle çözülebiliyor. Oysa Türkiye’de mimarlar olarak çoğu zaman şikayet etmekte birleşiyor, çözüm üretmek için yan yana gelmekte zorlanıyoruz. Mesleki rekabet bizi kolaylıkla ayrıştırabiliyor.

Belki de bu hikayenin benim için en anlamlı tarafı, bugün üçüncü kuşakta devam ediyor olması. Oğlum Kaan Öncüoğlu da mimar oldu. Mesleki yaşamını sürdürmek üzere Londra’ya gittikten sonra, benim herhangi bir yönlendirmem olmadan, arkadaşlarıyla birlikte Londra Türk Mimarlar Derneği’ni kurdu. Başka bir ülke, başka bir kuşak, başka koşullar… Ama yine aynı ihtiyaç: bir araya gelmek, paylaşmak ve birlikte daha güçlü olmak.

Babamın kuşağından bana, benden oğluma uzanan bu hikayede değişmeyen şeyin bu olduğuna inanıyorum. Belki de federasyonu aslında kendimiz için değil, çocuklarımız ve bizden sonraki kuşaklar için kurmak zorundaydık. Kurduk; şimdi de onu yaşatmak, geliştirmek ve gelecek nesillerin mesleki yaşamlarında ihtiyaç duyacakları dayanışmayı sağlayabilecek güçlü bir yapıya dönüştürmek durumundayız.

Ancak bütün bunları anlatırken, bu yolculuğun hiçbir aşamasında yalnız olmadığımı da özellikle söylemek isterim. Mimarlık benim için yalnızca babamdan kalan bir meslek değil, aynı zamanda hayatımın ortak dili oldu. Üniversitede sınıf arkadaşım olan eşim Çağla Öncüoğlu da mimar; kardeşim Engin Öncüoğlu ise iç mimar. Mesleki yaşamım boyunca dostlarım, arkadaşlarım ve ortaklarımla birlikte ürettim. Hem mesleki çalışmalarımda hem de dernek ve federasyon yolculuğunda onların desteği, emeği ve katkısı hep yanımdaydı. Dolayısıyla burada anlattığım hikaye ne yalnızca benim hikayem ne de tek başına gerçekleştirilebilecek bir hikaye. Tam tersine, başından beri savunduğum birlikte hareket etme kültürünün kendi hayatımdaki karşılığıdır.

Bu nedenle federasyonun kurulmasını bir sonuçtan çok bir başlangıç olarak görüyorum. Önümüzde mesleğimizi etkileyecek yeni ekonomik, teknolojik ve küresel dönüşümler var. SMDF’nin geniş katılımlı buluşmalarla ortak hedeflerini sürekli yenilemesi, genç meslektaşlarımızın bu yapıya katılması ve hepimizin bilgi ve deneyimimiz ölçüsünde sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.

Suha Özkan, Hon F AIA

"Yeni başlangıçlar için en önemlisi çağımızın yükselen değerlerini tasarım ve mimarlık alanında katkı koyarak sahiplenmektir."

Mimarlığa Yeniden Açılan Bir Pencere

Çağdaş dünyada gelişmişliğin en önemli yönünün uzmanlaşma olduğu bilinen bir gerçek. Çünkü uzmanlaşma bir bilgi ve beceri alanının sahipliği kadar o alanın gelişmesinin de en büyük etmeni olmaktadır. Tüm bilim alanlarına baktığımızda olağanüstü ayrıntıya giren uzmanlık alanları izleriz. Bunun en somut örneği elbette tıptır. Uzmanlık alanlarının örgütlenmesi ise o alanın korunmasının ötesinde bilgi aktarımının sağlanması ve buluş ve yaratıların paylaşılmasıdır.

Türkiye’de özellikle Cumhuriyet sonrası dönemde tüm uğraşı alanların örgütlü birlikteliği izlenmektedir. Mimarlık alanında 1927'de kurulan Mimarlar Derneği uğraşımızın en öncül kurumu olarak en kapsamlı biçimde yerini almıştır.  1954 yılında çıkarılan 6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimarlar Birliği yasası ile kurulan Mimarlar Odası mesleğimizin en kapsamlı gurur verici örgütüdür. Kurumlarda birliktelik önemlidir ama tekel olmak doğru değildir. Örgütlenme ya belirli ilgi ve sorumluluk alanlarına dallanarak uzmanlaşır; ya da bağımsız bir ortamda örgütlenerek varlığını sürdürür. 

Serbest Mimarlar Derneği (SMD) kamu ve özel kesimde aylıklı çalışan mimarların dışında bağımsız olarak, toplum örgütlenmesi içinde yer alan mimarlık proje üretimi konusunda ürün veren tasarımcı mimarları bir araya getiren bir örgüt olarak 1987 yılında kuruldu. Yakında 40 yılı bulacak olan varlığı süresince serbest çalışan mimarların ötesinde yapı ile ilgili birçok kurum ve özellikle yapı endüstrisi tarafından benimsendi. Gelişti. 

Bu gelişimin temel göstergesi kaçınılmaz olarak topluluk içinde güçlü bir iletişim gerektiği kadar varlığını toplumun daha geniş alanlarında duyurabilmektir. Uzun ömürlü var olan Mimarlık, Yapı, Arredamento Mimarlık dergilerinin ötesinde yurdumuzun birçok il ve bölgelerinden kaynaklanan dergilerle Türkiye’de süreli mimarlık yayıncılığı, en gelişmiş ülkeleri bile imrendirecek düzeydedir. Yine de her süreli yayın farklı önceliklerle konuya eğilmekte ve o alanın benimsenmesi ve gelişmesi için ortam yaratmaktadır. 

Kısa Geçmiş

SMD’nin nitelikli süreli yayın üretimi övünç kaynağıdır. Unutulmaz insan Zeki Sayar’ın (1905-2000) başlattığı “Mimar” (sonra Arkitekt) ile SMD 1992 -1994 Basın Yayın Ödülü alan Cemil Gerçek’in sürdürdüğü “Mimar” dergisi Zafer Akay’ın “Mimarlık Yayıncılığı: Nereden Nereye” yazısında belirttiği üzere, sürekliliğini dolaylı üstlenen 1991-1999 döneminde yayınlanan “TSMD-MİMAR” sonra yeniden 2009 yılında “serbestMİMAR,” adıyla yeniden yayına başlamıştı.

Geçen zaman boyunca iletişim dünyasını yakından etkileyen, bilişim evreninin gelişimi ve sunduğu çok çekici yenilikler tüm dergilerin varlığı ve üretimi için harcanan kaynaklarının sorgulanmasına neden olmuş, her süreli yayın için olduğu kadar “serbestMİMAR”ın gerekliliği de gündeme gelmişti.  

SMD kurumsal varlığını çok güçlü bir biçimde güçlendirmiş, sürekli yenilenen öncelikler ile de artan bağlı örgüt sayısı ile de SMDF olarak “Federasyon” olma olgunluğuna erişmiştir. SMDF dergi olarak süreli yayınlanan, kağıt üzerinde var olan, her ortamda kolay erişilebilir ve paylaşılır olabilmesi nedenleri ile bu pencereyi yeniden açmayı gündemine almıştır. Bu alışılmış, geleneksel sunuş biçimi öteki elektronik, kolay ve yaygın erişim biçimlerine engel değildir. Bugün hemen her derginin internet erişimi de vardır. 

Yeniden başlarken iyi bir derginin olması gereken ve bilinen niteliklerini, bir okur olarak anımsatmakta yarar var.

Güncellik ve Özgünlük

İçerik güncel olmalı. Tarihsel konulara girilse bile güncellik önemsenmeli yaşayan konular öne alınmalı. Dergi içeriğinde özgünlük önemli bu sözel olduğu denli görsel de olmalı. Mimarlığın sunumunda fotoğraf sanatının kullanımı da önem kazanmaktadır.  

Adil seçim ve Bağımsızlık

İçerik seçiminin adaleti atanan kurullarla birliktelik ve paylaşım sağlarken, SMDF’nin belirlediği ilkeler çerçevesinde de bağımsız bir yayın politikasının oluşup bilinmesini belirler. Kurul ve ölçütler belirlenip tüm üyeler ve katkı veren kişilerle açıkça paylaşılmalıdır.

Dönem ve Süreklilik

Belirlenen aylık, üç aylık çıkış dönemine mutlaka uyulmalı. Eğer uyulamayacaksa en azından “yıllık” gibi bir hedef konulmalı ve kesinlikle uyulmalı. Çünkü kurumsal ortama olan aidiyet ancak iletişimle sağlanır. Üstelik kurumsal varlığın de tarih sürecinde belgelenmesi Derneğin süreli yayını ile gerçekleşir.

Üstün nitelik

Hem içerik belirlemede hem de yayınının son durumunda “üstün nitelik” bir mimarlık dergisine yakışır olmalı. Yurdumuzda çok gelişmiş olan grafik sanatlardan ve ileri basım ortamından yararlanılması doğaldır.

Burada sunulan görüşlerin hiçbiri SMDFMimar dergisi için yeni değil. Derginin çok üstün nitelikte gerçekleşmiş bir birikimi vardır. Süre nedeni ile aksaklıklar yaşanmış olsa da geçmişi örnek olabilecek niteliktedir. 

Bu yeni başlangıç için en önemli olan çağımızın yükselen değerlerini tasarım ve mimarlık alanında katkı koyarak sahiplenmektir. Ekonomik, teknolojik, zihinsel olarak toplum için en uygun olanın yanında yer almaktır. Burada kısaca toplum yararı, katılım, iklimsel uygunluk, yerel gereçler, erke (enerji) sakınımı, simgesellik kavramlarının her biri konu ve kullanım önceliklerine göre önem taşımaktadır. SMDFMimar dergisi nitelik, önem ve öncelik çerçevesinde özellikle üyelerinin sağladıkları olumlu katkıları paylaşarak destek olmalıdır.

SMDFMimar’a uzun ve sağlıklı bir gelecek etkin ve yoğun bir paylaşım diliyorum.

Şükrü Kocagöz

İzmirSMD

"Dergimizin elektronik ortamda tekrar yayına geçmesi büyük bir ferahlatıcı soluk. Derginin bir gün basılı formata geri döneceğine inanıyorum."

Yayınlamak Soluk Almaktır

Komik bir Fransız şarkısı “Kristobal Amca bir gün soluk almayı unuttuğu için öldü” diye başlar. Soluk yaşamaktır. İnsanlar gibi ortamların da soluğu vardır. Şiir ortamının, resim ortamının, felsefe, fizik gibi ortamların soluğu yayınlarıdır. Bilimin “hakemli” yayınları da vardır. Elbet bizim, mimarlık ortamımızın, görsel anlatım çoğu kez yazıdan da öne geçtiği için, yayınların vereceği soluğa diğer pek çok ortamdan daha fazla gereksinimi var. Basın, yayın, elektronik ortam etkileşimleri, henüz yerine oturmadığı için, yaşamsal soluğumuzu bazen zorla, bazen hiç alamıyoruz.

“Kristobal Amca” nın sonuna benzer bir son bazen bizleri ürkütüyor. Sosyal medyada uluslararası veya ulusal mimarlık bürolarının kendi siteleri bana göre bir “soluk verici yayının” yerini tutmuyor. Hepimizin izlediği siteleri bir düşünün. Ben okuldaşlar acaba ne yapıyor diye Pierre de Meron’u, tanış Jean Nouvel’i bir başka ilgi ile izliyorum. ZHA sürekli ekranıma düşüyor. Ama bu izlemeler bir yayın gibi “mimarlık ortamının nefesini” bana aldırmıyor. 

1970-1990 ların “Architecture d’aurd’hui” sini hep çok özlüyorum, Arrademento Dekorasyonu da … Sevgili Ömer Madra’nın onu ilk çıkardığı günlere anılarım bir anda kayıveriyor. 1987'de odanın batık durumdaki “Mimarlık” dergisini tekrar yaşama geçirmek için onun da katkısı olmuştu. 

Dergimizin elektronik ortamda tekrar yayına geçmesi büyük bir ferahlatıcı soluk. Derginin bir gün basılı formata geri döneceğine inanıyorum.

Yalnız bizim dergimiz değil pek çok uzmanlık dergisi de bu dönüşümü yaşayacaktır. Çocukluğumda ve gençliğimde evimiz bir anlamda “Yeditepe” dergisinin mutfağıydı. Yeni ufuklar, Varlık sürekli evin soluğundaydı. Hatta o dönemin Fransız sanat dergisi “ARTS”.

Bugün “PAPİRUS” gibi pek çok edebiyat dergisi yine varlıklarını sürdürüyor. Onlarsız şair ve yazarlarımızın kolu kanadı kırılır, soluk alamazlar. 

Arkeoloji dergisi “ARKHE” da iki ayda bir altı bin satıyor. Yanlış okumadınız. Yayın işi reklamla iç içedir. Şu an reklâmcılar ve reklam verenler basılı yayından çok elektronik mecralara inanıyorlar. Ama eski bir reklamcı olarak bu mecranın etkisinin basılı yayın düzeyinde olmadığının bir süre sonra anlaşılacağı düşüncesindeyim.

Pek çok kişi elektronik ortamda reklamları atlarken etkileneceklerine bilinç altında kızıyorlar, reklamdaki ürünlerin marka değerleri yara alıyor. Sabırla bunun anlaşılacağı dönüşümü bekliyorum. Her şey gibi bu da hızla olacak; biz de basılı yayınımıza kavuşacağız. 

O günlerde de buluşmak umuduyla…

P.S. Bu bir “nostalji yazısı” değildir. 

Hüseyin Egeli

İzmir SMD

"Federasyon, dönem başkanları ve danışman ekibinin katkılarıyla, oldukça zorlu bir süreç sonucunda hayata geçirildi.”

SMDF'nin Kuruluşu

Türkiye Serbest Mimar Dernekleri Federasyonu, yıllar önce üç kurulu derneğin, Çeşme’de gerçekleştirdiği çalıştay'da kuvvetle dillendirilmeye başlandı. İstanbul ve Ankara’nın zaman zaman ayrışan görüşleri, İzmir’in dengeyi sağlayan pozisyonu ve Bursa’nın kuruluşu için gösterdiği dinamik süreçle hızlandı. Enis Öncüoğlu, Aytek İtez, Önder Kaya, Hüseyin Egeli, Şükrü Kocagöz, Sibel Dalokay. Abbas Hacıömeroğlu ve Durmuş Dilekçi gibi dönem başkanları ve danışman ekibi ile, oldukça zorlu bir süreç sonucunda hayata geçirilmiştir.