Aydan Bulca Erim (1928-2024)

Akın Atauz & Faruk Soydemir

Arşivden: Serbest Mimar, Sayı 55 · 2025

PAYLAŞ

Aydan Bulca Erim için Eleji

Akın Atauz

Aydan Bulca Erim, deyimin tam anlamıyla kuraldışı bir öğrenci, bir mimar, bir akademisyen, bir çevreci, bir kadındı ve engin bir kişilikti. Birçok özelliği, sanki olağandışı hiçbir şey yokmuş ve olmuyormuş gibi taşıyan çok az insana rastlanabilir. Aydan onlardan biriydi. Ama her şeyden çok, harikulade bir insan, bir dost-arkadaş ama olağanüstü dirençli/eğilmez ve azimli biriydi. Direnişi, ana akıma, sıradanlığa, kalıpçı bönlüğe, tek boyutluluğa ve tahakkümcü zorbalığa karşıydı. Okulda, iş yerinde meslek odasında, mesleğinin uygulanmasında ve kentin sokaklarında…

Aydan Bulca’nın hem öğrencisi oldum, hem meslektaşı, hem de sokak mücadelesinde omuzdaşı… Aydan hepsinde benzersiz bir kişilik olarak belirdi, bütün bu işleri yaparken hem çok yumuşak, nazik ve esprili, hem de çok kararlı ve dirençliydi. Öyle ki yapılan şey, sanki en olağan, sıradışı bir yönü bulunmayan doğal bir şeymiş gibi akıp giderken, bir yandan da, radikal dönüşümlerin oluşmasının doğal heyecanı, sürekli tazeleyebilirdi.

Sanırım Aydan Bulca Erim’in kim olduğunu en çok belirleyen iki temel eksenden bahsedilebilir: ODTÜ’lülük ve Oda’daki/mimarlık-planlama örgütlerindeki ve en geniş anlamıyla meslek etiğindeki arayışlarla-tartışmalarla genişleyen bir meslek olarak mimarlık... Ayrıca bu iki eksenin de, Aydan tarafından belirlenmiş, en azından etkilenmiş olduğunu düşünüyorum. 

ODTÜ’lülük, onun akıntıya karşı kürek çekerken yılmamasını sağlayan, yenilikçi ve devrimci özelliklerinin toplamıydı diyebiliriz. ODTÜ’nün ilk mezunlarından biriydi ve mezun olduğu Mimarlık Fakültesi’nin başlangıçtaki idealine, yani II. Dünya Savaşı ertesinde hızla gelişmekte olan ülkenin kendi geleceğini, mekansal boyutları da tasarlanmış bir biçimde planlamayı gerçekleşmesi amacına katkıda bulunmaya çalıştı. Bunun için gerekli bilgiye-araçlara sahip olmayı önemsedi. Dolayısıyla mimarlıkla ilgili tasarımcı yordamını, kentsel bölge/ kent/coğrafi bölge, hatta bazen ülke çapındaki politikaların geliştirilmesi arayışında kullandı.

Ama ODTÜ’lülük onu aynı zamanda, kendi gelecek arayışları, programları doğrultusunda mücadele edebilen, direnebilen ve karşı çıkışları örgütleyebilen biri olarak da eğitti ve eylemci yaptı.

Aydan bu eylemci ve örgütçü yönlerini daha çok, yukarıdaki anlamda geniş tanımlı bir mimarlığı uygularken kullandı. Aydan için geniş tanımlı mimarlık, bir yandan mekansal olarak daha üst ölçekleri, kenti, bölgeyi kapsayacak biçimde belirlenmişti ama bu, sadece teknik bir anlam taşımıyordu. Diğer yandan da, gerek bir akademisyen olarak teorik, gerek bir mücadeleci olarak eylemli biçimde ilgi alanlarını genişletmeyi, yenilenmeyi öngörüyordu.

Dünyası, gelişen ve başkalaşan diğer evrimci süreçle birlikte, giderek olgunlaştı ve zenginleşti. Bazıları sadece Türkiye’de bazıları da evrensel olarak, gelişen çeşitli düşünsel ve pratik olaylarla, sürekli yeni boyutlar kazandı: 1968’de öğrenci olaylarıyla, 1970’lerde ve 1980’lerde askeri darbelerle, belediyecilik ve toplu konut çalışmalarıyla, yeni oluşmaya başlayan çevre ve ekoloji hareketleriyle, kentsel sosyal hareketlerle, kadın mücadelesiyle, sanatla ve kültürle, her zaman birçok cephede birden meydan okumayla, yaşam boyunca dünyayı/ülkeyi/ kenti daha güzel yapacak pek çok arayışı ve işi sığdırmayı başardı.

Onu Güvenpark direnişinde, sivil toplumsal kent hareketlerinde bazı ilkleri yaratmaya çalışırken de, çevre hareketinde ekolojik kaygıları ciddi standartları ve kuralları oluşturmaya çabalarken de, Devlet Tiyatrosu’nda dramaturgi çalışmaları yaparken de, Ankara’nın yaya kaldırımında bir çocuk arabasını sürmeye çalışırken de sıradışı bir kadın olarak gördük. 

Bütün bunları “türkü söyleyen otlar” gibi, hem direngen hem neşeli ve her zaman güler yüzlü/ kahkaha dolu, her zaman nazik, hem de kamusal yararın, sivil toplumun demokrasisiyle yeşermesini sağlayacak biçimde, etkili, eylemli olarak yapmaya özen gösterdi.

Gerçi bir Aydan Erim Bulca’dan bahsediyoruz ama o, ODTÜ’nün yetiştirdiği en sıradışı kadın mimarlardan biri olarak, birden çok fazlaymış gibi yaşadı ve yaşamla adeta şakalaştı…

Biz arkadaşları, meslektaşları ve her bakımdan öğrencileri olarak onu çok sevdik, seviyoruz…

------------------------------------------------------------------------------------------------

Faruk Soydemir

 Aydan Ablamızı kaybettik. Sevgili Aydan Bulca Erim’i 10.12.2024 tarihinde yitirdik. Kendisine hep Aydan Abla derdim.Bizimle sohbet eden, bize hep mimarlıkla ilgili, hayatla ilgili öğütler veren, adeta yol gösteren, güler yüzlü Aydan Ablamızdı.

Aydan Ablayı, Mimarlar Odası çalışmaları içerisinde tanıdım. Mimarlar Odası’nda birlikte çalıştık. Bu çalışma dönemi 1992 tarihlerinde başladı ve uzun süre devam etti. Özellikle, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu üyeliğini yaptığım 1998-2002 yılları arasında birlikte yoğun çalışmalarımız oldu. Bu dönemde Aydan Abla, Mimarlar Odası Dış ilişkiler Komitesi üyeliğini yapıyordu. Oda’nın Dış İlişkiler çalışmalarını yürütüyor ve aynı zamanda Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) ile olan tüm çalışmaların içerisinde yer alıyordu.

Aydan Abla 1961 yılında ODTÜ Mimarlık Fakültesinden mezun olmuş. Mimarlar Odası’nın 1706 sicil numaralı üyesiydi.

Aydan Bulca Erim’in, Mimarlar Odası’nda görev aldığı dönemler:

Mimarlar Odası Genel Merkezi:

•     18. ve 19. Dönem Yönetim Kurulu Sayman Üyesi

•     33. Dönem Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı

Mimarlar Odası Ankara Şubesi:

•     20. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

•     25. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı

Mimarlar Odası’nın adeta bir neferiydi. Mimarlık yaşamı boyunca, Mimarlar Odası Genel Merkezinde, Mimarlar Odası Ankara Şubesinde, Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) ve Mimarlar Derneği’nde önemli görevler üstlendi. Mimarlar Derneği 1927’nin de aktif bir üyesiydi. Zaman zaman önemli görevler üstlendi ve yönetim Kurullarında yer aldı.

Özetle, mimarlığa ve mimarlık mesleğine önemli katkılar sundu, kendisini saygıyla ve rahmetle anıyorum. 

Güle Güle Aydan Abla…