Hazine ve Maliye Bakanlığı Binası Gerçekten Hasarlı Mı?

Doğan Tekeli

Arşivden: Serbest Mimar, Sayı 50 · 2024

PAYLAŞ

Bizim büronun bazı yapıları, kimi barındırdığı kurumların önemi nedeniyle kimi de sadece güzel fotoğraf kareleri verdiği için gazetelerde, televizyonlarda sıkça yer alır. Bunlardan biri olan Ankara’daki Hazine ve Maliye Bakanlığı binası geçen ay bambaşka bir nedenle gündeme geldi. Haber, “Hazine ve Maliye Bakanlığı binası boşaltılıyor mu?” başlığını taşıyor ve temellerinde kayma olduğu yazılıyor, söyleniyordu. Deneyimli gazeteci Melih Aşık telefonla arayarak ne düşündüğümü sordu. Kendisine kısaca, yapım süresinde temelle ilgili ne gibi araştırmalar yapıldığını, temelde kayma olamayacağı düşüncemi söyledim. Bir gün sonra Sözcü gazetesinden Erdoğan Süzer telefon etti. O da binanın boşaltılacağını duyduğunu daha ayrıntılı gerekçelerle anlatıyordu. Onun anlattığına göre, binanın yapıldığı yer, dere yatağıymış, bina zaten daha evvel çelik konstrüksiyonlarla güçlendirilmiş, son yıllarda Ankara’da üst üste gerçekleşen iki depremde hasar almış. Bu nedenle, Bayındırlık Bakanlığı ve ODTÜ uzmanları binada inceleme yaparak, binanın tehlikeli olduğunu ve acele boşaltılması gerektiğini bir raporla bildirmişler. Erdoğan Süzer’e, bu sefer bizim yapı sürecini ayrıntılı olarak anlattım ve böyle bir rapor varsa, bana da bildirilmesinin mesleki etik gereği olduğunu söyledim.

Süzer ertesi gün, söylediklerimi kısaltılmış bir haber halinde Sözcü’de yayımladı. O yazıdan sonra konu gündemden düştü. Ancak, binanın boşaltılıp boşaltılmadığını hala bilmiyorum, merak ediyorum. Birkaç gün sonra Türk Serbest Mimarlar Derneği’nden eski dostum Sayın İlhan Kural telefonla arayarak bu haberle kendilerinin de ilgilendiklerini, konuyu incelediklerini söyledi ve bu konuda bir yazı hazırlamamı istedi. 

İşte Binanın Hikayesi

Halk Bankası Genel Müdürlüğü 1983 yılında yeni bir genel müdürlük binası yaptırmayı kararlaştırarak davetli bir proje yarışması düzenlemiş, büromuzu da davet etmişti.

Yarışmada birinci ödülü hatırladığıma göre oy birliğiyle kazandık. Ancak, uygulama projelerini hazırlayabilmemiz için banka ile yapılması gerekli sözleşmenin tamamlanması tam altı ay sürdü. Banka, bizim hazırlayacağımız projeleri denetlemek amacı ile mimari, statik, elektrik, tesisat konularında dört uzman danışman görevlendirdi. Projelerin ve ihale evrakının tamamlanabilmesi epey zaman aldı ve nihayet 1986 yılı başlarında yapı ihaleye çıkarıldı. İhalede en düşük fiyatı veren ünlü müteahhit firma da işi aldı. 

İnşaat başlar başlamaz müteahhitlik, bizim projedeki radye temel sistem yerine, kazıklı temel yapılması teklifiyle geldi. Bizim statik projemize esas olan zemin deneylerini ve radye sistemi öneren raporu Karayolları Genel Müdürlük Laboratuvarı hazırlamıştı. Onlar müteahhitliğin önerisi için bilimsel bir gerekçe istiyorlardı. Bir toplantıda, karayolları uzmanları ile müteahhitliğin zemin danışmanı ünlü profesörü karşı karşıya getirdim.

Raporu veren karayolcu, profesöre raporda deneylerde, hesaplarda bir eksiklik görüp görmediğini sordu. Danışman profesör raporun da hesapların da doğru olduğunu kabul ediyor ama kazıklı temelin daha güvenli olacağı kanaatinde olduğunu söylüyordu. Halk Bankası İnşaat Müdürlüğü ile konuyu değerlendirdiğimizde, müteahhitlik danışmanının 1,5 metre aralıkla 90 cm çapında kazık çakılmasını önerdiği görülüyor, bu yola gidilirse yapı toplam maliyetinin daha baştan %30 kadar artacağı hesaplanıyordu. Karayolları ise zeminin sert Ankara kili denen bir nitelikte olduğunu ve bu zemine kazık çakmanın bile çok zor olacağını anlatıyordu. Bu durumda, devletin Karayolları’nın ilk raporu kabul edilerek temelin radye temel olarak uygulanmasına karar verildi. 

Karayolları raporu ayrıca, yüksek yapının tamamlandığı zaman, zeminin 8 cm kadar oturacağını belirtiyor, alçak yapılardaki oturmanın ise 2 cm kadar olacağı için yüksek yapı inşaatı büyük ölçüde tamamlandıktan sonra alçak yapıların inşaatına başlanmasını öneriyordu. Doğal olarak bu öneriye uyuldu ve radye temel inşaatına başlandı.

Radye temelin yaklaşık 4.5 metre yüksekliği ve 2000 metrekare yüzölçümü vardı. Bu çok büyük beton kütlesinin ara vermeden dökülmesi gerekiyordu. Bunun için gece gündüz devamlı çalışmak suretiyle radye betonu 10 günde tamamlanabildi. Sonra da bu çok yoğun beton kütlesinin prizi sırasında alınması gerekli soğutma tedbirleri alındı.

Temel inşaatı başlamadan önce Halk Bankası İnşaat Müdürlüğü yapının deprem karşısında nasıl davranacağını incelemek için tüm projeyi İstanbul Teknik Üniversitesi’ne göndermişti. Teknik Üniversite’nin incelemesi uzun sürdü ama gelen rapor olumlu idi. Yapının depremde “0” deplasman yapacağı belirtiliyordu. 

İnşaat, ihalesinden itibaren yaklaşık 3 yıl sürdü ve 1988 yılının sonlarında tamamlandı. İnşaat süresince büro adına ben ve diğer projeci arkadaşlarım, statik, tesisat, elektrik mühendisleri, aynı konulardaki banka danışmanları, banka inşaat müdürlüğü elemanları, müteahhit temsilcileri, taşeronlar duruma göre haftada bir, bazen daha sık, bazen on beş günde bir toplanıyorduk. Beton numuneleri her döküm için alınıyor, laboratuvardaki deney sonuçları toplantılara getiriliyordu. İnşaat demirleri statik proje müellifi ve teknisyenlerle tek tek inceleniyor, raporlanıyordu. Bütün bu işlere ait dokümanlar Halk Bankası İnşaat Müdürlüğü’nde muhafaza ediliyor olmalıdır.

İnşaat tamamlanıp Halk Bankası binaya taşınma hazırlıkları yaparken, tüm kontrol elemanları da binanın muvakkat kontrolünü yapmak üzere çalışıyorlardı. Bu toplantıların hemen başında bir şayia duyuldu. Hazine Müsteşarlığı binaya el koymuş! Doğal olarak çok şaşırdık.

Bir sonraki muvakkat kabul toplantısı için Ankara’ya gidip çalışmaya başladığımızda birisi gelip beni buldu. Hazine Müsteşarı gelmiş, binayı geziyor ve beni görmek istiyormuş. Toplantıyı bırakıp kendisini görmeye gittim. İlk merhabadan hemen sonra sayın Müsteşar şaka yollu bana çıkıştı, “Hocam, binaya altı tane genel müdür muavini odası yapmışsınız, benim yedi müsteşar yardımcım var. Ben şimdi adamı nereye oturtacağım?” dedi. Ben de şakayla, “Artık onu da siz düşüneceksiniz.” dedim ve ayrıldık.

Böylece yapı, Hazine Müsteşarlığı’na devrolmuş oldu. Banka taşınamadan Hazine alelacele yapıya taşındı ve yerleşti.

Sonra yıllarca yapıyı görmedim. Ancak, tüm inşaat süresince Halk Bankası İnşaat Müdür Muavini olan arkadaşımızın bankadan ayrılarak Hazine’ye geçtiğini, Hazine’nin istediği değişikliklerin onun kontrolü altında gerçekleştirildiğini öğrendim. Tabii, Banka’nın öngördüğü programda ciddi değişiklikler yapılmış. Örneğin, merkez şube olarak tasarlanan güzel yapı, Hazine’nin evrak kabul bürosu haline dönüştürülmüş vb.

Aradan kaç yıl geçti bilmiyorum, en az sekiz yıl olmalı. Artık Hazine’de görevli inşaat mühendisi arkadaşımdan bir telefon aldım. Yüksek yapının sanırım 7-8. katlarında birkaç kolonda “kabuk atma” denen bir olay olmuş. 

Hemen Ankara’ya gittim. Yapıda 4, en fazla 5 kolonda etriyelerin dışında kalan ve “pas payı” dediğimiz payın 2,5 cm kalınlığında olması gerekirken 1,5 cm’e kadar düştüğünü gördüm. Bunun dışında başka bir hasar yoktu. Müteahhit firma Gama meseleyi ciddiyetle ele aldı. Orta Doğu Teknik Üniversitesi uzmanları çağrıldı. Galiba tüm yapı incelendi. Söz konusu kolonların ek bir güvenlik tedbiri olarak sac levhalarla kuşatılması önerisi de dikkatle uygulandı. 

Sonra, uzun yıllar Hazine Müsteşarlığı’ndan ses çıkmadı. Ancak zamanla, binaya Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı’nın da yerleştiği anlaşıldı. Halk Bankası’nın 800-1000 kişi arasında değişen personel sayısına göre tasarlanmış olan binada artık 3000 kişinin çalıştığı söylendi. Nasıl yerleşmişlerdi bilemiyorum ama asansörlerin ve tuvaletlerin yetersizliğinden şikayet edildiği de kulağıma geldi.

Birincisinden 10 yıl sonra Söğütözü’nde yeniden yaptığımız Halk Bankası’nın da o binada çok oturamadığı, İstanbul’a taşındığı ve Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı’nın oraya yerleştiği anlaşıldı. Herhalde hem Hazine hem Ekonomi Bakanlığı rahatlamıştır diye düşünürken, bu defa Maliye Bakanlığı’nın da Hazine Binası’na taşındığı anlaşıldı. Artık ana giriş kapısının üstünde “TC Hazine ve Maliye Bakanlığı” yazısının yer aldığı televizyonlarda görülüyor, yeni Bakan Mehmet Şimşek o binada görüntüleniyordu.

Halbuki Maliye Bakanlığı’nın, Halk Bankası’ndan yıllar önce bir proje yarışmasında Adnan Kocaaslan’ın kazandığı, yeni ve büyük bir bina yaptırdığını biliyordum. Bakanlığın (herhalde bakan yardımcıları ve üst yönetim olmalı) binaya taşındığı anlaşılıyordu. Bu da eski Halk Bankası’ndan daha rahat, daha kullanışlı, belki de daha görkemli bulunduğu anlamına geliyor ve beni sevindiriyordu.

Sanıyorum, buraya kadar anlattıklarım temel kayması, dere yatağı, çelik konstrüksiyonla takviye sözlerinin inandırıcı olmadığını açıklamak için yeterli olacaktır.

Son iki depremde binanın hasar gördüğü iddiasına gelince, hasarın hangi noktalarda görüldüğü, rapor ve fotoğraflarla tespit edilmiş olması gerekliliğini düşünüyor ve ODTÜ’nün verdiği söylenen raporun, mesleki saygı ve etik açısından bana da gönderilmesini Maliye Bakanlığı’nın yapı bakımı ile sorumlu servisinden bekliyorum. Tabii böyle bir rapor varsa!

NOTLAR:

  • Tüm fotoğrafların kaynağı: Salt Araştırma, Doğan Tekeli-Sami Sisa Arşivi olup 1 ve 6 numaralı fotoğraflar Reha Günay tarafından çekilmiştir.