İklime Duyarlı 1950’ler Rasyonalizmi’nin Vandalizm ile İmtihanı: Yıkılan DSİ Genel Müdürlüğü

Zafer Akay

Arşivden: Serbest Mimar, Sayı 51 · 2024

PAYLAŞ

Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı farklı yapılarda etkinliklerini sürdüren çeşitli birimlerin bir araya getirileceği bir merkez yapısı için 1959 yılında bir yarışma düzenlenir. Yarışmaya 57 projenin katılmış olması ve hepsinin olgun seviyede oluşundan memnuniyet duyulması binanın yapımı sırasında Kontrol Grup Amiri olarak görev yapmış olan Abdullah Demir’in, muhtemelen jüri raporundan genişçe yayınlanmış olan makalesinde özellikle belirtilmiştir (1). Yarışma projelerinin dönemin tek mimarlık dergisi Arkitekt’te yer almamış oluşu kuşkusuz bir eksiklik sayılmalıdır. Projenin yarışmalar dizininde de yer almaması diğer katılımcılar hakkında bilgilerimizin çok sınırlı  olmasına neden olur. Yarışma birincisi Enver Tokay, Behruz Çinici ve Teoman Doruk ekibinin projesinin sonraki aşamaları da herhangi bir yayında yer almamışlardır. Ekipte daha önce Erzurum Atatürk Üniversitesi Yarışması’nda Enver Tokay ile birlikte yer almış olan İTÜ’de Şehircilik Kürsüsü’nde asistan olan Behruz Çinici’ye yine aynı kurumdaki daha genç asistanlarından Teoman Doruk’un katıldığı anlaşılmaktadır (2). Yarışmaya katıldığını bildiğimiz mimarlardan biri olan, Erzurum Yarışması ekibinde Tokay ve Çinici ile birlikte olan 1955’te İTÜ’deki görevinden ayrılan Ayhan Tayman’ın önerisi Tayman Arşivi’nde bulunmaktadır (3).

Resim 1. Güneybatı’dan görünüş: saydam güney ve yarı sağır batı cepheleri, 1976 (salt.org).
Resim 2. İnönü Bulvarı’ndan bakış: Güney cephesi, Konferans Salonu bloğu ve yaya köprüsü (koray.org).

Demir’in makalesinde yarışma kriterleri geniş olarak betimlenmiştir. Kütlenin yakın çevresi ve özellikle Anıtkabir ile ilişkisi, yakınındaki Karayolları Genel Müdürlüğü gibi Eskişehir yolundaki büro yapılarının yatay kütleler olarak oluşmasına neden olacak biçimde belirlenmiş görünmektedir. Dönemin büro yapılarının biçimlenmesinde temel alındığını dolaylı olarak bildiğimiz ancak yazılı kaynaklara fazla yansımamış olan “büroların cihetlendirilmesi” de ikinci ölçüt olarak açıkça belirtilmiştir. Yönlenme konusunun Enver Tokay’ın gerek önceki projelerinde, gerek de sonraki önemli projelerinden olan Emek İşhanı’nda özel olarak ele alınmış olduğunu bilmekteyiz (4). Genel olarak “güney yönlenme ilkesi” olarak tanımlayabileceğimiz bu yaklaşım daha sonra çeşitli akademik kaynaklara yansımışken, 1950’lerde başta Enver Tokay ve Ayhan Tayman olmak üzere, Vedat Dalokay, Doğan Tekeli-Sami Sisa ortaklığı gibi birçok mimarın projelerindeki hassasiyetlerden anlaşılmakla birlikte yazılı olarak vurgulanmış sayılmaz. Bu nedenle DSİ proje değerlendirmesindeki bu açık ifadeler önemli sayılmalı. Üçüncü  ölçütün arsanın kadastral ve topografik durumuna göre ihtiyaç programının yerine getirilmesi olarak belirtildiği, olasılıkla jüri raporundan aktarılmış olan, oldukça teknik ve bürokratik bir dil kullanan anlatımda 1. Ödül kazanan proje oldukça geniş biçimde tanımlanmıştır: “Şimal-Cenup istimatinde dar ve uzun bir arsa içinde meyilden en iyi fonksiyonlarına göre isabetli bir şekilde parçalayarak, bu fonksiyonları mimari anlayışla, Anıtkabir ve civarı kütlelerle muvazeneli, ağır olmayan ve yarışmayan bir kompozisyon tertibi teklif eden, arsanın tabii durumunu zorlamadan, blokları, girişleri, konferans salonunu, otopark mahallerini isabetli bir şekilde koyan, zemin katına fonksiyonu icabı lüzumlu tesisleri yerleştirdikten sonra boş bırakan 55.00 metre boyunda, 25.00 metre eninde ve 40.60 metre yükseklikteki esas büro kitlesinin tesirini daha da hafifleten, bir kare-plak altında fonksiyonuna uygun bir form içinde ve anfi şeklinde tertiplenmiş bir konferans salonu ile, arsa boyunca devam eden havuz motifi ve yeşil saha ile kıymetlendirilmiş ön mekanı, platform üzerinde gayet hafif tesir eden bir plakla şeffaf olarak düşünülen daimi sergi salonu ve açık terasla kıymetlendirilmiş, Anıtkabir’e uzayan arka mekanı Devlet Yolu’na bir rampa ile bağlayarak, olgun bir seviye arzeden kat planlarının teknik büro anlayışına uygun, yekpare büro hacimleri halinde çözen, cihet bakımından en iyi konum olan şimal ve cenup istikametinde yerleştirilen, kaabil-i tatbik meziyetleri ve hususiyetleri ile, olgun mimarisiyle iyi çözüm şekline getirilmiş olan Mimar Enver Tokay - Teoman Doruk - Behruz Çinici’nin hazırlamış oldukları proje birinci seçilmiştir (5).”

Resim 3. Güney cephe detayları, 2017 (imo.org.tr).
Resim 4. Güney cephesinde çıplak beton detaylar, çörten ve köprü, 2011  (Zafer Akay).

Yapının proje sürecinin 1959’da başladığı, uygulama projelerinin 1960-62 yıllarında tamamlandığı, yapım sürecinin ise 1970’i bulduğu anlaşılmaktadır. Yapım tekniğine ilişkin birçok detaydan söz eden yayında yer kaplamalarının mermer, suni taş, marley, dökme mozaik, dış mekanlarda traverten gibi oldukça çeşitlenmiş olduğu belirtilmiştir. Cephede döşemelere bağlı I profiller, alüminyum sürme pencere ve prekast elemanlar dönem özellikleri olarak belirtilebilir. Kısmen demontabl iç bölme duvarı uygulamaları ve toplantı salonunda iklimlendirme sistemi kullanılması da birer yenilik olarak tanımlanmıştır. Güneyde güneş kırıcı olarak kullanıldığı ancak ihtiyacı karşılayamadığı anlaşılan ahşap yatay elemanların performansının 40 yıl sonrasında çok yeterli olmadığı düşünülebilir. Parapet kotundaki yatay elemanlar daha iyi dayanmış, cephedeki çıplak beton ve prekast çörtenler ise oldukça iyi uygulanmış görünmekteydiler.

Resim 5. Kuzeydeki alçak blok ile büro bloğu arasındaki avlu, 2011 (Zafer Akay).
Resim 6. Kuzeydeki alçak blok Doğu görünüşü, 2011 (Zafer Akay).

Bütün bu koşullarda taşıyıcı sisteme ilişkin herhangi bir sorun bulunmayan yapının yenilenebilirliği birçok yerde gerçekleştirildiği gibi elbette kuşku götürmez bir konuydu. Yapının ne denli enerji etkin ve sürdürülebilir olduğu ise, bütün bu duyarlılıkların çok yüksek olduğunu anladığımız yapım dönemine göre, ne kadar biçimsellikle sınırlı ve duyarsız bir kültür içinde olduğumuzu bize gösterebilmekteydi. Tezcan Karakuş Candan’ın yıkım sürecini özetleyen yazısı, gerek yapının kurgulanması aşamasındaki, gerek yakın zamanda toplantı salonunun kazandığı simgesel değerlerle birlikte, yapının işlevsel kurgu ve işleyişini ayrıntılı olarak anlatır (6). Elbette birçok benzeri gibi DSİ Genel Müdürlüğü’nü yıkıma götüren vandalizmin her hangi bir mimarlık kültürü ile ilişkisini kurabilmemiz pek de olası değil.

REFERANSLAR:

  1.  Demir, Abdullah (1967) “Devlet Su İşleri Genel Müdürlük Binası İnşaatı”, Türkiye Mühendislik Haberleri, 1 Kasım 1967, s. 1-4. https://izmir.imo.org.tr/Eklenti/5073,8326pdf.pdf?0. 
  2. Bazı kaynaklarda yarışma ekibinde gösterilen Birsen Doruk, görüşmemizde yarışmaya önemli bir katkısının olmadığı, isminin nezaketen yazıldığını söylemişti. Yarışma sürecine ilişkin fazla bir şey hatırlayamadığını belirtmişti. (Prof. Birsen Doruk ile sözlü görüşme, 2015).
  3. Akay, Zafer (2018) A Scrupulous and Silent Rationalist: The Architect Ayhan Tayman, (yayınlanmamış yüksek lisans tezi).
  4. Akay, Zafer (2014) Enver Tokay’ın Tasarımlarında Güneye Yönlenme ve Ankara Vali Evi https://zaferakay.blogspot.com/2014/09/enver-tokayn-tasarmlarnda-guneye.html (Mimarlar Odası Ankara Şubesi Bina Kimlikleri etkinliği sunumu; http://www.mimarlarodasiankara.org/dosya/BinaKimlikleriSoylesiler9.pdf).
  5. Demir, 1967: s. 2-3.
  6. Karakuş Candan, Tezcan (2022) “AKP İktidarının Kolektif Hafızamıza Müdahalesi: DSİ Hizmet Binası Yıkımı”. https://kisadalga.net/yazar/akp-iktidarinin-kolektif-hafizamiza-mudahalesi-dsi-hizmet-binasi-yikimi_35084.