İzmir Otogarı'nın Seyir Defteri

Bu yazı Ege Mimarlık Dergisi’nin 99/12 sayısında yayınlandı. 1993 yılında Sn. Yüksel Çakmur döneminde yapılan kapalı zarf açık ihale yöntemi ile yapılan bir konsept proje ihalesi yıllarca unutulduktan sonra Sn. Burhan Özfatura tarafından Devlet Planlama’dan izin alınarak “yap-işlet-devret” usulü ile ihale edildi. İZOTAŞ (İzmir Otobüs ve Terminal İşletmeleri A.Ş, İzmir otobüsçülerinin anonim şirketi) bu ihaleyi çok kısa bir süre karşılığı aldı; yanılmıyorsam 25 yıl gibi. Son aylarda basından biten bu kısa işletme süresinin, covid vb. nedenler ile mahkeme yolu ile 7 yıl daha uzatıldığını okudum.
İhale konsept proje üzerinden yapılmış olduğu için inşaat ve tasarım süreci iç içe geçti. Ege Mimarlık Dergisi’ndeki yazı bu sıra dışı süreci çok ayrıntılı anlatıyor. Yeniden okuyunca pek çok şeyi unutmuş olduğumu aşılan zorlukları hayretle anımsadım. Ayrıntılar bu yazının konusu değil. Ancak yazı çok önemli bir şeyi anımsatıyor. Çimentaş Çimento Fabrikası’nın karşısındaki bu alan çok uzun yıllar fabrikanın “ham madde” aldığı ve daha sonra “çöp” ile 12-15 metre doldurulmuş bir alan. Otogar bu çöp kaldırılarak otopark katları üzerine oturtulmuş bir yapı. Statik proje Danyal Kubin’in çok iyi bir projesi. Uygulama şantiyede kurulan bir beton santralı ve laboratuvarı ile şantiye şefi Cemil Demirci ve Obitaş firmasının büyük özeni ile dökülmüş çok nitelikli bir betonarme yapı. İthal kasetler ile elde edilen bir kaset döşeme. Bu ayrıntıyı, yapının “deprem dayanıksızlığı ile yıkılacağı” söylentileri için, özellikle vurgulama ihtiyacını duydum.

Bir de binayı yıkarak yerine yapılacağı ilan edilen yeni yarışma projesinin zemindeki büyük sorun olan “çöp yığınını” dikkate alıp almadığını sorgulamak için. Bu konuda, basına yansımadığı için hiçbir bilgiye sahip değilim.

Yeni yarışmanın nedeninin garajı bir “dağıtım merkezi” haline getirmek için yapıldığını basındaki kısıtlı bilgilerden ediniyoruz.
Oysa mevcut yapının altında bir “metro istasyonu bağlantı tüneli” de inşa edilmiş durumda. Acaba artık hatırlayan mı kalmadı?



Yapı sağlamlığı ile, mimari kalitesi ile güncel koşullara kolaylıkla adapte edilebilir niteliklerde. En büyük geliştirme “aslına dönmesi” olacak. Zira zaman içinde “üst kat geliş”, “alt kat gidiş” olan “hava alanı ana şeması” kullanılmamakta. Üst kat “kırsal alan, yani ilçeler”, alt kat “şehirler arası” kullanımda. Gelen yolcu, işletmeci tarafından, ek bir “saçağa” yürümek zorunda bırakılmış. Bu da kullanıcıları çok olumsuz etkiliyor.
İki yıl kadar önce yönetimin isteği ile ve Sevgili Yakup Hazan’ın, hava alanları deneyimini aktarması için, birlikte yerinde bir inceleme yaptık. Çok basit bir yürüyen merdiven ile bütün sorunların çözülebileceğini bir rapor ile işletmecilere sunduk. Artık Merih (Karaaslan) aramızda değil. Kendisinin izni ile ilk ruhsatı imzalayan ve onun varislerinin yetkilendirdiği mimar olarak yapının yıkılmasının çok anlamsız ve gereksiz olduğunu biliyorum. Yapıyı yıkmayı düşünenlerin yıkma bedelini bilseler bundan vazgeçeceklerinden eminim. Yıkım bedelinin belki yirmide, otuzda biri bir bütçe ile mükemmel işleyen, yüksek mimari değerde bir yapı hizmet verebilecektir.
Not: Yazının ekindeki fotoğraflar Merih’in kendi çektiği fotoğraflar. Çizimler de o günün çizimleri.



