Zaman İçinde Zaman: Kastamonu Eski Göl Köy Enstitüsü Yerleşkesi’ne Yolculuk

Samsun Üniversitesi Mimarlık Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Saadet Gündoğdu’yu Covid-19 salgını döneminde Bursa Uludağ Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Mimarlık Anabilim Dalı’nda çevrimiçi olarak yürütmekte olduğum Koruma Projesi dersine konuk olarak davet etmiş, ve her bir öğrencinin bir köy enstitüsü yerleşkesinin mimari niteliklerini çalışacağı şekilde organize ettiğim bu derste kendisi ile birlikte Samsun’a görece yakın olan de Göl Köy Enstitüsü’nün mimari nitelikleri üzerine bir çalışma yürütebileceğimizi belirtmiştim. Böylece uzaktan da olsa incelemeye başladığımız bu konuda 2024 yılında, kaynakça bilgilerini en sonda bulabileceğiniz kapsamlı bir yayın yaptık.
Saadet Gündoğdu’nun aşağıda anlattığı ve Göl Köy Enstitüsü Mezunlar Buluşması organizasyonu kapsamında yapılmış olan gezi, görülmesi zor olan bu modern miras yerleşkeyi bize tanıtırken aynı zamanda bize kullanıcıları tarafından sahiplenilen ve düzenli ziyaret edilen modern yerleşkelerin varlığını gösteriyor. Eski kullanıcıların bu ilgisinin öneminin altını çiziyor, tüm modern miras yapılarının eski kullanıcıları tarafından benzer şekilde hatırlanması ve ziyaret edilmesi dileklerimi sizlerle paylaşıyorum.
Bölüm Editörü: Prof. Dr. Figen Kıvılcım Çorakbaş
Bursa Uludağ Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Mimarlık Bölümü
Batı Karadeniz Bölgesi Kastamonu ilinde bulunan Göl Köy Enstitüsü, Erken Cumhuriyet döneminde açılan okullardan birisidir. Bu yerleşkenin mimarisi ve kültürel miras değerleri üzerine akademik çalışma yapmaya 2020 yılında çalışmaya başladım. 2023 yılına kadar yerleşkenin yerinde incelenmesi mümkün olmamıştır. Kastamonu’da sözlü görüşmeler yaptım, Gölköylüler Vakfı Fotoğraf Arşivi’ndeki eski fotoğrafları sentezledim, eski haritaları analiz ettim, Gamze Şensoy’un arşivinden faydalanarak ve de mezunların anlatılarının yer aldığı kitapları da sentezleyerek yerleşkenin mekansal kurgusunu, mimarisini ve kültürel miras değerlerini kavrayarak analizler oluşturdum.
Covid-19 salgını sonrası Temmuz 2023’te Göl Köy’de düzenlenecek olan enstitü mezunları toplantısı (21. Göl Köylüler buluşması) ve alanın gezileceği haberi beni oldukça heyecanlandırmıştı. İlki 26 Haziran 1993’te düzenlenmiş olan mezunlar buluşması salgın sebebiyle 3 yıl boyunca yapılamamıştı. 2000 yılından itibaren Jandarma Eğitim Alay Komutanlığı kullanımında olan yerleşkeyi ziyaret için daha önce birkaç sefer izin talebinde bulunmuş olsam da salgın koşulları ve güvenlik benzeri nedenlerden o zamana kadar alanı gezmek maalesef mümkün olmamıştı. Samsun’dan Kastamonu’ya olan modern geziler yolculuğumun sonunda yerleşkeyi görme ve Göl Köy Enstitüsü’nde eğitim almış olanlarla sohbet etme fırsatı yakalamış oldum.
Bu gezi ile Erken Cumhuriyet döneminde tasarlanmaya ve inşa edilmeye başlanmış bu eğitim yerleşkesinde özgün döneminden kalma yapıları ve günümüze ulaşamayan izleri, yerleşkeye zaman içinde eklenen yeni yapıları gözlemledim. Ayrıca mezunların anlatıları ve anıları ile enstitü hayatını, insanın mekan ile etkileşimini ve böylece enstitünün somut olmayan kültürel miras değerlerini de dinlemiş oldum. Bu yazıyı yazmaktaki amacım hem yaşam kültürünü hem de mimari olarak yapıldığı dönemin modern bir eğitim örneği olan Göl Köy Enstitüsü izlenimlerimi sizlerle paylaşmaktır.
Alan gezisini anlatmadan önce sizlere kısaca hem Kastamonu’nun kısa bir tarihinden hem de Göl Köy Enstitüsü’nün kuruluşundan bahsetmek isterim.
Osmanlı Devleti döneminde önemli bir kent dokusuna sahip olan ve konaklama noktası olarak merkez konumunda bulunan hanlar ve kervansarayların yer aldığı Kastamonu, günümüzde hem Osmanlı hem de Cumhuriyet döneminden mimari miras değerlerini barındıran bir kenttir. 18. yüzyıldan itibaren Osmanlı’da askeri eğitim alanında atılan yeni adımlarla reformlar başlamıştır. Anadolu’da önemli kentlerden biri olan Kastamonu Osmanlı son döneminden itibaren modern eğitim alanındaki yenilikleri uygulamıştır ve 19. yüzyılın son çeyreğinden itibaren eğitim konusunda ilklere imza atmış önemli bir merkezdir. Kastamonu’nun eğitimde öncü olduğu bu dönemlerin mimari izleri günümüze ulaşmıştır.
Cumhuriyet döneminde açılan okullardan biri olan Köy Enstitülerinin kurulacağı yerler hakkında yasada, kent ve kasabalardan uzak, geniş arazilerde ve de ziraata elverişli yerlerin seçilmesi (TBMM, 1940) kararı alınmış olması, Kastamonu’da kurulacak olan enstitünün Göl Köyünde kurulumunda etkin olmuştur. Onun da öncesinde 1938’de Kastamonu’da ilk olarak Gölköy Eğitmen Kursu (Göl Eğitmen Kursu), ardından 1940 yılında da Göl Köy Enstitüsü açılmıştır.
Köy enstitüleri, Türkiye’de 21 ayrı ilde çevresindeki illere hizmet etmek için kurulmuştur, Göl Köy Enstitüsü de bu yerleşkeler ağının bir parçasıdır. Yerleşke bu bağlamda bölgesel bir değer taşımaktadır.
Göl Köy Enstitüsünün kuruluş hikayesini kısaca anlatmış oldum. Şimdi sıra geldi 21. Mezunlar Buluşması kapsamında yapılan teknik geziye…
Bir yaz sabahı, sonradan otele dönüştürülmüş geleneksel bir Anadolu konutunda uyanmanın huzuru, mezunlarla sohbet edebilecek ve yerleşkeyi görebilecek olmanın heyecanı ile başlamıştı. Buluşmaya yakın illerdeki Köy Enstitülerinden ve Kız Sanat okullarından mezun olanlar, Göl Köy Enstitüsünde okumuş olanlar, 1954’ten sonra da bu okullardan mezun olanlar ve bu okulda öğretmenlik yapmış olanlar çoğunlukla aileleriyle birlikte katılmışlardı. Kastamonu Cumhuriyet Meydanında başlayan gezide birbirini yıllardır görmeyen mezunların mutluluğu gözlerinden okunmaktaydı. Ben de 2020 yılında, Kastamonu’ya yerleşke hakkında bilgi toplamak için gittiğimde tanıştığım Göl Köy Enstitüsü mezunu, eski Milli Eğitim Müfettişi, Sayın Emin Arık Hoca’nın sayesinde mezunlarla tanışma ve sohbet etme fırsatını yakalamış oldum. Atatürk Anıtı’na çelenk sunumunun ardından Kastamonu kent merkezinden 12 km mesafe uzaklıkta olan Eski Göl Köy Enstitüsüne yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuktan sonra ulaştık. Mezunlar tarafından Jandarma Alay Komutanlığından alınmış giriş izni ile Göl Köy Enstitüsüne yolculuk başladı.

Daha önceden yapmış olduğum araştırmalar ve okuduğum yayınlarındaki anlatılar gezi sürecinde yerleşke kurgusunu anlamam için yol gösterici olmuştur.

Jandarma Alay Komutanlığı girişinde (1 no.’lu alan) yapılan kontrollerin ardından 2 no.’lu (eski yemekhane) ve 3 no.’lu (eski kütüphane) yapılarının önündeki avluda çaylar içildi, mezunların bir kısmı eğitim süreçlerine dair anılarını anlattıktan sonra gruplar halinde görevli Jandarma eşliğinde yerleşke gezisi başladı. Bu gezi sürecinde sadece 3 yapının içerisine girilmesine müsaade edildi. Resim 3’te tüm gezi rotalarını ve yapıları numaralarıyla birlikte aktarmaktayım.

Yerleşkeye girdiğimiz yol aksı Enstitüyü kuzey ve güney olarak ikiye bölmektedir. Yerleşkenin ortasında geçen yolun kuzey bölümünden sadece 4 no.’lu eski ilköğretim yapısı görülmüştür. Tek katlı, beşik çatılı yapının tüm doğramaları değiştirilmiştir. Gezilen diğer tüm yapılar yolun güney bölümündedir.

Yerleşkede eğitmen kurs dönemi, köy enstitüsü dönemi ve 1954 sonrası dönemin yapılar topluluğunu görmekteyiz. Enstitü dönemine ait yapıların bir kısmı, Göl Köy Enstitüsü Projesi Ulusal Mimari Proje Yarışmasını kazanan Yüksek Mimar Asım Mutlu’nun ve Ahsen Yapanar’ın tasarımıdır. Bunun dışında 4 tane daha köy enstitüsü (Akçadağ, Beşikdüzü, Pazarören ve Aksu) yarışmasını kazanmışlardır (Kıvılcım Çorakbaş, 2019). Asım Mutlu ve Ahsen Yapanar’ın tasarladıklarını gezimizde görme fırsatı elde ettik (Resim 3’teki 4, 17, 21, 22, 24, 23, 25, 26 no.’lu yapılardır).
2000’lere kadar devam eden eğitim sürecinde alanda yer alan binalar, altyapı, sosyal tesisler, tarım alanları bir arada bir yerleşke oluşturmaktadır. Bu farklı eğitim süreçleri ve birliktelikler mekân üretimi ve dönüşümünde etkin rol oynamıştır. Göl Köy Enstitüsü ile özdeşleşen, kaynaklarda anlatılan, tuğlanın kendileri tarafından üretimi ve bunu başka enstitülere de öğretmeleri enstitüyü/yerleşkeyi özgünleştiren uygulamalardan biri yapmıştır.
Enstitünün kapatılmasından sonraki eğitim süreçlerinde yerleşkede yeni yapılar inşa edilmiş ve alan kullanımının jandarmaya devredilmesi ile bu dönemde inşa edilen yapıların bir bölümü özgün işlevine uygun kullanılmadığından, bir bölümü de bakımsızlıktan yapısal bozulmalara maruz kalmış, ihtiyaca yönelik olarak, özellikle kuzeyde eğitmen kursu döneminde yapılmış olan yapıların çoğu yıkılmış, yerine yeni yapılar yapılmıştır.
Yerleşkedeki yapıları dönemlerine göre şu şekilde sıralayabiliriz: Eğitmen kursu için inşa edilmiş (18 numaralı yapı), Enstitü döneminde yarışma projesiyle veya ihtiyaca yönelik olarak inşa edilmiş (2, 3, 4, 6, 7, 8, 9, 14, 17, 21, 22, 23, 24, 25, 26 numaralı) yapılar, 1954 sonrasında 2000’e kadar (Köy Enstitüleri sonrasında) (1954-55 eğitim öğretim döneminde Göl İlköğretmen Okulu, 1975-76 Göl Öğretmen Lisesi, 1989-90 Göl Anadolu Öğretmen Lisesi) inşa edilmiş (10, 11, 12, 13, 15, 16, 19, 20, 27 numaralı) yapılar (Gündoğdu ve Kıvılcım Çorakbaş, 2024).
Köy enstitülerinde eğitim, tarım eğitimiyle birlikte yürütülmüş, enstitüler ziraat yapılabilecek alanlarda inşa edilmişlerdir. Bu sebeple Göl Köy Enstitüsü de yeşil alanlar içerisinde güçlü bir peyzaja sahiptir. Bu sayede bölgede bir eğitim ekonomisinin oluşmasını sağlamış, üretimlerde yerel çözümlere de katkıda bulunmuştur.
Göl Köy Enstitüsü’ne ait eski fotoğraflarda sıklıkla çadırları görmekteyiz. Burada eğitime çadırlarla başlanmış ve Enstitünün ortasından geçen yolun kuzey tarafına yerleşilerek kurulan 28 tane çadır 7 ay boyunca kullanılmıştır (Balkır, 2002).

Geziye öncelikle oturduğumuz çay bahçesini tanımlayan 2 ve 3 no.’lu yapılar ile başladık. Enstitü döneminde kütüphane olan 3 no.’lu yapı günümüzde askerlerin televizyon izledikleri yer olarak kullanılmaktadır. Tek katlı, beşik çatılı yapının cephesinde bazı eklemeler, pencere doğramalarında değişiklikler göze çarpmaktadır. İçine girdiğimizde ahşap tavan ve ahşap çıtalar yapının özgünlüğünü yansıtmaktadır. Bu yapı 2008 yılında mimari miras olarak tescillenmiştir. Enstitü döneminde mutfak ve yemekhane olan 2 no.’lu yapı günümüzde konferans salonu olarak kullanılmaktadır. L formuna sahip olan yapının ön cephesindeki bant pencere dizisi yapının yataylığını daha vurgulamaktadır. Büyük açıklığa sahip ana mekânda destek olarak ahşap payandalar kullanılmıştır. Ana mekan (konferans salonuna) bitişiğindeki lineer mekânda ise ritmik düzende giden eğimli ahşap kirişler dikkat çekmektedir.


2 no.’lu yapının güneyinden geçen yaya yolunun devamında sera bacası ile karşılaşmaktayız. Üzerinde 1956 tarihinde inşa edildiği yazan bacanın yanındaki sera alanının izleri zeminde okunmaktadır. Bu baca şeklen enstitüde simgesel bir görünüme sahiptir. Batıya doğru ilerlediğimizde 4 tane sıvasız taş yapı görmekteyiz. İnşa edildiğinde lojman ve sınıf olarak kullanılan yapılar günümüzde depo işlevi görmektedir. Taş duvarlarında cephe boyunca giden ahşap hatıllar okunmaktadır. Bu 4 yapıda 2001 yılında tescillenmiştir (6, 7, 8, 9 no.’lu yapılar). Bu yapılar Asım Mutlu tarafından tasarlanıp inşa edilmiş olan bu yapılar kullanılan malzeme ile yerleşkedeki diğer yapılardan farklılaşmaktadır. Tek katlı beşik çatılı bu yapıların kütlelerinde geri çekilme yapılarak girişleri tanımlanmıştır. Taş yapıların arasında 4 tane de tek katlı, kırma çatılı, tuğla yığma (10, 11, 12, 13 no.’lu yapılar) eskiden lojman ve sınıf olarak kullanılmış olan yapılar günümüzde lojman olarak kullanılmaktadır.


Batı tarafından doğu istikametine yöneldiğimizde tek katlı eski revir binasının (14 no.’lu yapı) girişine uzanan yolla kesişmekteyiz. Kaynaklardaki anlatılarda Rıfat Ilgaz ve ekibinin bu revirde yattığı belirtilmektedir. Doğuya doğru ilerlerken 1954 sonrası eğitim döneminde inşa edilmiş olan 15 ve 16 no.’lu yapıları görmekteyiz. 15 no.'lu yapı 2 katlı işlik ve laboratuvar bloğu şeklinde 2 binanın birleşimi, 16 no.'lu yapı ise 3 katlı yeni yatakhane bloku 3 binanın birleşimi olarak tasarlanmıştır. Cephe tasarımları ve kütle oranları/hareketleriyle döneminin mimari uslubunu yansıtmaktadırlar.


Yaya aksında doğuya doğru ilerlerken yol kenarındaki ağaç dizileri sizi yolun sonuna ve ardından kuzeye dönerek bir orman dizisinin içerisinden 17 no.’lu yapıya ulaştırmaktadır. Yapı enstitü döneminde Asım Mutlu’nun tasarımına göre inşa edilmiştir. Günümüzde hala kullanılmakta ve tescilli olan yapı tomruktan yapılmış ağaç strüktüre sahip eski bir lojmandır. Ayrıca içerisinde, bu yörede sıkça kullanılan ocak ve gömme dolaplar bulunmaktadır. Odalarında ahşap süslemeli tavanlara sahiptir.

17 no.’lu yapıdan tekrar başladığımız yere dönüş yoluna geçtiğimizde batıda, yerleşkenin en eski yapısı ile karşılaşırsınız. Yerleşkede Gölköy Eğitmen Kursu döneminde inşa edilmiş yapılardan sadece eski 18 no.’lu yapı, 1940’tan günümüze ulaşmıştır. 2 katlı olan 18 no.’lu eski idare binasının 2. katında boylu boyunca bir teras bulunmaktadır. Mezunlar bu terasın köşesinde bir zil çanı olduğunu ve ona göre tenefüslerini düzenlediklerini anlatıyorlar.

Eskiden park ve tören alanı olarak kullanılan, 27 no.’lu derslikler binasının güneyindeki açık alan (19 no.’lu) bayramlarda da kullanılmış, sonra ise yıkılmıştır, günümüzde ise bu alanın bir bölümüne tekabül eden Atatürk büstlü yeni bir tören alanı düzenlenmiştir.

Askerler eşliğinde yapılan gezi başladığımız yerde sonlanmış olsa da enstitü döneminde Asım Mutlu tarafından tasarlanıp inşa edilmiş olan 6 tane daha eski atölye yapılarıyla hamam-çamaşırhanenin, günümüze ulaştığını biliyordum. Bu sebeple Komutandan yerleşkenin en güneyindeki (21, 22, 23, 24, 25, 26 no.’lu) yapıları da görmek istediğimi belirttim. 15 ve 16 no.’lu yapıların arasından güneye doğru ilerlerken öncelikle 1954 yılı sonrasındaki dönemde yapılan 20 no.’lu spor salonunun önünden geçersiniz. İçerisinde geniş bir açıklık oluşturmak amacıyla cephede sık bir tekrarla açılı şekilde yerden beşik çatıya oradan mahyaya ve diğer cepheye kadar sürekli bir betonarme kirişin kesintisiz devam ettiğini görürsünüz. Ağaçların içerisinden biraz daha güneye devam ettiğinizde 22, 23, 24 no.’lu atölye birimlerini yan yana dizilmiş şekilde görürsünüz. Ve onların tam batısında 26 no.’lu uzun hamam-çamaşırhane binasını… Atölye yapılarının her birinde kısa kenarın tam ortasından birer baca çıkmaktadır. Bacalar ve geniş pencere açıklıklarıyla yapıldıkları dönemin oldukça modern mimari üsluplarını taşımaktadırlar.


Bu yerleşkede yapıların mimari dilleri farklılık gösterse de işlevsellik ve rasyonellik (akılcılık) yapıların tümünde görülen ve çağını yansıtan ortak bir tasarım yaklaşımıdır (Çakıcı ve Kıvılcım, 2013).
1954 sonrası yapılan binaların köy enstitüsü yapılarından gabari olarak büyük oldukları gözlemlenmektedir.
Köy enstitüleri 1954 yılında resmi olarak kapatılmış olsa da bundan sonra açılan okullarda enstitülerdeki işleyiş ve üretim şekillerinden etkilenildiği, mezunlarla yapılan sohbetler ve görüşmelerde bu ruhun (enstitü ruhunun) sürdürüldüğü anlaşılmaktadır. Burada yetişen öğrenciler köy okullarına öğretmen olarak atandıkları için bu enstitü kültürünü köy okullarında öğrencilerine aktarmışlardır. Ayrıca yerleşkede günümüze değin işlevini sürdüren yapılar dönemin mimari kimliğini yansıtmaktadır. Erken Cumhuriyet döneminde inşa edilmeye başlanan, eğitim tarihi bakımında önemli yere sahip olan enstitüler için öncelikli olarak, köy enstitülerinin hepsini kapsayacak ortak kavramsal bir koruma anlayışı oluşturulması gereklidir.
NOTLAR VE REFERANSLAR:
Teşekkür: Sayın Emin Arık, Göl Köy mezunlarından Milli Eğitim Müfettişi, çalışma sürecinde bizleri bilgilendirdiği, bizlerle kaynaklarını paylaştığı ve bizleri Göl Köy Enstitüsü yerleşkesinin değeri bağlamında yüreklendirdiği için teşekkür ederiz.
- Balkır, S. E. 2002. Yeni Hızla Köye Doğru, Kastamonu Gölköylüler Vakfı Yayınları: 1, İstanbul.
- Çakıcı S., ve Kıvılcım, F. 2013. Hasanoğlan Köy Enstitüsü ve Yüksek Köy Enstitüsü Yerleşkesi’nin Tarihçesi ve Değerleri, Mimarlık Dergisi, Sayı 369, s.66-72.
- Gündoğdu S., ve Kıvılcım Çorakbaş, F. 2024. Formation and transformation of critical modern rural architecture: the case of the Göl Village Institute Campus in Kastamonu, Türkiye, Planning Perspectives, 39:6, 1241-1266, DOI: 10.1080/02665433.2024.2334823.
- Kıvılcım Çorakbaş, F. 2019. “Köy Enstitüleri”, İnci Aslanoğlu için Bir Mimarlık Tarihi Dizimi. Der. Elvan Altan ve Sevil Enginsoy Ekinci, ODTÜ Mimarlık Fakültesi Yayınları, Ankara.



