Editörün Gözünden: Celal Abdi Güzer’le FOL Kitap Mimarlık Serisi Üzerine Söyleşi

Lale Özgenel: FOL Kitap’tan çıkan bu üç kitabın hikayesi nedir? İçerik kurgusu nasıl oluştu? bir başka deyişle mimarlık konulu kitap yayınlama fikri nasıl oluştu ve süreçte nasıl gelişti?
Abdi Güzer: Bu aslında bir seri yayın. Mimarlıkla dirsek teması içinde olan disiplinleri bir arada ve farklı taraflardan düşünmemizi, değerlendirmemizi, anlamamızı sağlayacak bir altlık oluşturmaya çalışıyoruz. Bunun üç kitabı çıktı; Sinema ve Mimarlık, Çocuk ve Mimarlık, Sanat ve Mimarlık. Şu anda üç yeni kitabın hazırlık aşaması tamamlanmış sayılır, baskıya girmek üzereler: Eleştiri ve Mimarlık, Tarih ve Mimarlık, Edebiyat ve Mimarlık. Bunu da Medya, Ütopya, Sosyoloji gibi konular izleyecek. İlk başta on kitaplık bir seri düşündük. Ama bunun içine girdikten sonra izledik ki kitaplar çok ilgi gördü, belki sayı artabilir.
Burada aslında bir kesişim noktası, daha doğrusu çoklu bir kesişim noktası hedefleniyor. Bir tanesi disiplinlerarasılık tabi. İkincisi de içerik ve dil olarak farklılaşan ve bunu da müellifler üzerinden sağlayan kurgu. Yani akademisyenler, uygulama içindeki kişiler ve daha farklı disipliner alanlardan, dışardan bakan kişilerin oluşturduğu bir grup var. Bu nedenle bazı çalışmalar zaten oluşmuş bir birikime dayanıyor, örneğin tezler gibi, yapılmış araştırmalar gibi. Bazıları bu kitaplar için özel olarak ısmarlanmış yazılardan oluşuyor. Ya da bireysel deneyimlere dayanıyor. Bu olurken de hem yazarların kimlikleri hem de yazıların içeriği farklı dil ve karmaşıklık düzeyleri içeriyor. Bu aslında daha geniş bir okuyucu kesimi kucaklamayı ve bu alanın içine çekmeyi getiriyor. Çünkü mimarlık, bu kitapların çıkış noktasında da olduğu gibi, çok geniş bir çerçeveyi oluşturuyor. Büyük bir şemsiye. Altında hem farklı alanlar var hem de dışardan bakılarak mimarlığı zenginleştirecek tartışmalar var. Ama tersten gidildiğinde de mimarlık bu alanlara katkı sağlıyor. Örneğin, ilk çıkan kitabımız Sinema ve Mimarlık’a baktığımız zaman hem sinema alanından hem mimarlık alanından, ama eksen olarak mekân ve ölçek, oran, öykü gibi aslında her iki disiplinde de belirleyici olan bazı ögeleri farklı içerikler altında tartışmaya çalışıyoruz.
Bu girdi içinde de benim gördüğüm, aşağı yukarı bir seneyi aştı Sinema ve Mimarlık çıkalı, diğerleri de altı ayı aştı, hakikaten hedeflediğimiz gibi hem diğer disiplinlerden hem de aslında genel birikim itibariyle her iki alana da ilgi duyan, tırnak içinde diğer okuyuculardan büyük bir ilgi gördü. Bunun aslında bir tür disiplinlerarası iletişim ve kurgu sağladığını da görüyoruz. Bu nedenle aslında kitapların hepsi bir yandan kendi içlerinde bir bütünlük oluştururken, öte yandan da eklemelere açık bir yapı oluşturuyor. Bunu da şöyle izledik. Kitaplar çıktıktan sonra, “ya ben de şöyle bir şey yazabilirdim” diyen çok sayıda kişi oldu. Hakikaten katkı koymak isteyen sayısı çok fazla. Olumlu geri dönüşler de alınıyor. Bu da bizi sevindiriyor.
Ama genel problemler de var. Tabi kitaba olan ilgi düşüyor, kitap maliyetleri artıyor, ekonomik bir kriz var, bunun içinde de bir ayakta durma kaygısı var yayınevlerinin. Bu nedenle de, mesela, baskı kaliteleri, kağıt kaliteleri tam istediğimiz gibi değil. Çünkü mimarlık denilince biraz grafiği ve görselliği de öne alan yayınlar tercih edilmesine rağmen burada biz aslında birinci kalite olarak okuyucuya rahat ulaşacak bir maliyeti tutturmayı çalışıyoruz. Bu alanlara kayan yayıncıların da şevkini kırmamaya çalışıyoruz. Çünkü, özellikle kitapçılarda çok satanlar raflarına baktığımız zaman artık böyle sanat, mimarlık, felsefe gibi konular giderek raflarda azalmaya başlıyor, onun yerine de kişisel gelişim veya hobi kitapları ya da hızla tüketilecek birtakım popüler kitaplar daha ön plana çıkıyor. Bu nedenle bu seri aslında, bu mücadelenin de bir parçasını oluşturuyor diyebiliriz.
LÖ: Ankara’da mimarlık kitapları yayınlayan yayınevlerinin sayısı sınırlı. Mimarlık yayıncılığı daha ziyade İstanbul ağırlıklı. Örneğin İstanbul merkezli YEM bu alana çok büyük katkı koyuyor. Bir Ankara yayınevi olan FOL bu kitap serisi ve önceden yayınladığı bir grup diğer mimarlık konulu yayınla, mimarlık edebiyatına ciddi bir katkı koymak niyetiyle yola çıkmış gözüküyor. Sizin yollarınız nasıl kesişti?
AG: Onlardan bir teklif geldi. Tek bir kitap için. Bu Sinema ve Mimarlık konulu bir öneriydi. Ben bunu bir seriye çevirdim. İlk kitabın satışı da biraz cesaretlendirince devam edelim diye konuştuk. Sonra şunu gördük; galiba onlar da hissetti. Aslında mimarlık sanıldığı gibi kendi içine kapalı bir alan değil. Çok fazla alanla ilişki kurabiliyor. Buradan nasıl gidebiliriz diye bir dizi proje yapmaya başladık. Sonra ben yayın grubu adına, editör demeyim ama mimarlık grubunun yönlendiricisi veya danışmanı gibi bir rol üstlendim. Ve bu rol üzerinden de şimdi yeni, çok güzel projeler geliştiriyoruz. Umarım yerleşik hale gelir. Burada, bunların iyi tanıtılması, sahiplenilmesi gerekiyor. Okuyucunun sahiplenmesi lazım ki bu iş yaşasın, devam edebilsin. Bu yanı son derece önemli.
LÖ: Editör olarak senin bu seriyi tasarlaman ve sürdürmen kitaplara katkı koyan yazarların tümünde büyük bir heyecan oluşturdu ki, davet ettiğin herkes, bazıları birkaç kitaba, keyifle ve heyecanla yazdılar. Bu anlamda aslında sadece okuyucuyu değil mimarlık üzerine düşünen ve öğreten bir kesimi de kavradı kitaplar. Bir başka deyişle, kitap okur-yazarlığı bağlamında kitap yazarlığı camiasını harekete geçirdi. Hatta kitapların içeriğine yurtdışından bile katkılar oldu.
AG: Çok haklısın çünkü demin değinmedim. Bu kitaplar aynı zamanda bir network oluşturuyor. Yani bu network, belki ben derleyen olarak biraz merkezinde gibi görünüyorum ama, yazan kişilerin çoğu da birbirleriyle ilişkili kişiler. Bu bazen sistematik bir ilişkiyi temsil ediyor bazen de böyle informel, zaman içinde oluşmuş dirsek temaslarını temsil ediyor. Öyle baktığın zaman aslında bu kişileri bir araya getiren büyük bir şemsiye oldu bu yayınlar. Benim açımdan bakarsam, aralarında bazıları eski öğrencilerim, senin gibi uzun süredir birlikte çalıştığım kişiler, yakın arkadaşlarım, tanıdıklarımız, tabi dışardan gelenler ve bu çemberin içinde yer almaya başlayanlar da var. Böylece giderek genişleyen bir havuz da oluşuyor, bir tink-tank havuzu gibi. Bu da çok keyifli, aslında en keyifli yanlarından bir tanesi de bu. Ve bunun daha da genişleyerek gideceğini düşünüyorum. O açıdan da çok heyecan verici.
Şimdi biz yeni bir projeyle biraz da mimarları işin içine katmaya çalışıyoruz. Masada ofis projeleri serisi var, ki belki bunun yayınlanacağı ortamda olanları da çok yakından ilgilendiriyor. O seri içinde de biraz mimari portfolyoları ve arkaplanındaki düşünceleri kamuoyuyla buluşturmaya çalışacağız. Böyle bir seri de gelecek gibi görünüyor. Aslında yapılacak o kadar çok şey var ki. Zaman az heyecan çok. Ne yapacağız bilmiyorum. Umarım bir şekilde sürer bu iş.
LÖ: Teşekkür ederim. Benim yazımın adı da zaten mimarlık okuryazarlığı olacak. Hem yazar hem de okur tarafından düşünmüştüm çerçeveyi. Verdiğin bilgiler her ikisinin de altını dolduracak nitelikte oldu.
AG: Kitaplara katkıların için teşekkür ediyorum. Nöbetçi yazarlardan biri olarak…
LÖ: Ben de teşekkür ediyorum, hem davetin hem de bu kısa ama keyifli sohbet için.
REFERANSLAR VE NOTLAR:
- Arketon yayınları için, bkz., https://yemkitabevi.com/collections/arketon-yayinlari?srsltid=AfmBOoqUKnC68gfB4EgHIlCPXxc35LNOyOAE4F7dm4wxn0BiFt756EsE.
- Arkadaş Kitabevinin mimarlık yayınları için bkz., https://www.arkadas.com.tr/mimarlik-ve-tasarim?brand=953; Mimarlar Derneği 1927 yayınları için bkz, https://www.md1927.org.tr/yayinlar.
- https://www.folkitap.com/hakkimizda.



